1 Mayıs 2013 Çarşamba

Kalbim simsiyah.


Sevgimin şiddetinden korktuğum zamanlarım var..
Yalnızlığını paylaştığım insanların hayatından gidemediğim, nice sabah biliyorum.
Kalsam; sevmeye dolu dizgin devam edeceğim. Ama bırakmıyorlar.Kal da demiyorlar, git de. Öylece bakıyorlar.
Gidiyorum...

Hayatta en çok kimi sevdin diye sorsalar.Bilmiyorum bile. Hatıralar başımın ucunda sessiz sessiz ağlıyorlar.İçim gidiyor,göz yaşlarını silemiyorum.

İnsan karşısında sevgiyle baktığı biri olunca dinleyemeyeceği saçmalık yokmuş. Bir zaman çok sevdim. Saatlerce bana vücudundaki yaraları anlattı. Ciddi ciddi, ilgiyle dinledim. Kıyamadım. Histi bu. Hissettiklerini hissettim.
Ama bazen çabuk tükenmesini istediğimiz ZAMAN.. Bu hisleri de tüketti kendiyle. 

Gördüğüm zaman elimi, kolumu nereye koyacağımı bilemediğim doğrudur. Kalbimi de kusuyorum avuçlarıma. Ama bunların hepsi hala yeter mi? Sanmam. 

Koca bir boşluk var içimde,kalbim simsiyah.

Yaşanılan acılar, alıp götürüyor sevgileri.

Şimdi geçmişe dair hafızamda kalan en güzel şey -ki asla ona zarar gelmesine izin vermeyeceğim- minicik yaşta okula başlayan bir çocuk.

Çocuk bilmiyor ne yaptığını..

Aynı anda birçok sınıfın okutulduğu bir sınıfta, en öne oturmuş ne görse yazıyor defterine okuma aşkıyla. İnancı var,istiyor!
Okumayı bilmiyor ama önemli değil. Tahtada kesirleri görmüş -3.sınıflara anlatılan-, geçiriyor defterine. Akşam annesi sorduğunda cevap verememesi umrunda değil.
Öyle başına buyruk,umarsız,saf. 

Şimdi olamadığı gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder